Ticari ve Hukuk Davalarında Uzman Görüşü

Ticari ve Hukuk Davalarında Uyuşmazlık Tespitinin Yapılması ve Yorumlanmaları
Küresel adaletin temelinde yer alan uyuşmazlıkların çözümü, artan insan popülasyonuyla beraber hukukun yavaşlamasına yol açar. Bu açıdan mahkemeler uzman görüşlerini ve bilirkişi raporlarını da dikkate almaktadır. Günümüzde uzman görüşü ile bilirkişi raporları, dava sürecinin en temel yapı taşları durumundadır. Gerek uyuşmazlık tespitinin yapılması gerekse de yorumlanması açısından profesyonel çerçevede bir destek alabilirsiniz.
Uyuşmazlık Tespiti Nedir?
Ticari ve hukuk davalarının çözüm noktasında, özellikle hukuksal alanın dışında kalan konular teknik değerlendirmeye muhtaçtır. Bu tip özel durumlarda, taraflar arasında oluşan uyuşmazlığın çözüme kavuşması son derece önemlidir. Daha adil bir karar verme noktasında yargılama veya tahkim mahkemeleri, konusunda uzman olan kişilerin görüşüne başvurmak durumunda kalabilir. Uyuşmazlık tespiti, taraflar arasındaki ticari ya da hukuki anlaşmazlıkların saptanmasını ve resmi bir boyut kazanmasını sağlar.
Hangi Davalarda Uyuşmazlık Tespiti Yapılır?
Uyuşmazlık tespiti, ticari ve hukuk davalarında oluşan tıkanıkların giderilmesi adına büyük bir öneme sahiptir. Uyuşmazlık tespiti bu anlamda davanın seyri açısından kilit bir yerde durur. Uyuşmazlık tespitine ağırlıklı olarak; alacak davalarında, itirazın iptali davalarında, menfi tespit davalarında ya da kat karşılığı ya da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri nedenli tazminat davalarında ihtiyaç duyulabilmektedir.
Alacak Davası
Alacak davaları ağırlıklı olarak; senet, çek ya da benzer alacakların tahsil edilemediği durumlarda, zaman aşımı kapsamında başvurulan hukuksal bir yol olarak kabul görür. Bu tip rutin davalar, Türk hukuk sisteminde en çok karşılaşılan dava tiplerinden biridir. Alacak davaları, adından da anlaşılacağı üzere alacaklı ve borçlu olmak üzere iki ayrı kutuptan meydana gelir. Borçlar Hukuku kapsamında borçlar, dört temel kaynakta açıklanmaktadır.
- Sözleşme,
- Haksız Fiil,
- Vekaletsiz İş Görme,
- Sebepsiz Zenginleşme.
Borcun iflasının talep edilmesi bakımından bu tip davalar, belli ölçülerde eda davalarını anımsatır. Davacı bu uyuşmazlık sürecinde alacak davası açar ve ödenmesi gereken miktarı hukuksal yoldan talep eder. Mahkeme ise bu süreçte borcun tespitini gerçekleştirir ve icra emri konusunda bir karar verir.
İtirazın İptali Davası
İtirazın İptali davaları, borçlu ve alacaklı arasında açılmış olan davalarda çok önemli bir yerde durur. Borçlu aleyhine açılan haciz yolu ile takibe, süresi geçmeden itiraz edilirse, daha önce başlatılan icra takibi doğrudan durur. İcra takibinin sürdürülebilmesi adına borçlu tarafından edilen itirazın kaldırılması şarttır. Bunun gerçekleşmesi, alacaklı kişinin itirazın iptali davası açmasına bağlıdır. Dolayısıyla bu noktada alacaklı ve borçlu tarafından yapılan karşılıklı hamlelerden söz etmek mümkündür. İtirazdan haberdar olunduktan sonra, 1 senelik zaman zarfı içinde bu dava açılabilir.
Menfi Tespit Davası
Menfi tespit davası, borçlu olan tarafın ödeme öncesinde, herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilmesi adına açılan davadır. Takip borçlusu söz konusu dava aracılığıyla herhangi bir borcunun bulunmadığını kanıtlarsa icra takibini iptal ettirmeyi başarır. Bu sayede de borç yükünden kurtulmuş olur. Eğer bu davalar, icra takibi sonrasında açılmış ise icra takibini durdurması mümkün değildir.
Kat Karşılığı ya da Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri Nedenli Tazminat Davası
Arsadan pay karşılığında inşaat organizasyonunu üstlenmiş olan yükleniciler, büyük ölçüde maddi gücü sınırlı girişimciler olarak bilinir. Bu kişiler bazı kaynaklarda yap-satçı olarak da anılır. Bu tarz kişiler, binanın yapım süreci henüz devam ederken temelden satış ya da inşaattan satış adı verilen yöntemlerle satışları başlatır. Satışların yavaşlaması ile beraber genelde inşaatın yapımını da yavaşlatırlar. Zamanında tamamlanmayan inşaatlar nedeniyle arsa sahibi ile ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Hatta ne yazık ki satışı yapılmasına rağmen yapıyı tamamlamadan terk ettikleri dahi görülmüştür. Bu noktada Müteahhitlik Sözleşmesi olarak da dillendirilen Eser Sözleşmesi, önemli bir yerde durmaktadır. Eser sözleşmeleri esasen her iki tarafa da belli bir borç yükleme niteliğine sahiptir. Yüklenici taraf eseri oluşturup teslim edene dek bir borç altına girer. Öte yandan işin sahibi olan taraf da ücret ödeme borcunun altına girer.