Öz Varlık Değer Tespiti

Öz Varlık Değer Tespiti

Öz Varlık Değer Tespit Raporları

Şirket bilançolarının konu başlıklarından en önemlisi, öz varlık değeri hususudur. Gerek başka şirketlerle olan hukuksal ihtilaflarda gerekse de şirketin yeni yatırımlarında incelenmek zorunda olan öz varlık değeri, doğru ve uzman kişilere emanet edilmelidir. Taraflı tarafsız hiç kimsenin karşı çıkamayacağı netlikte hazırlanması gereken öz varlık tespit raporuyla şirketler, deyim yerindeyse kendi kaderlerini tayin ederler. Günümüzde genellikle hukuksal nedenlerden dolayı öz varlık tespit raporlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Öz varlık tespitine ihtiyaç duyulan davalarda; işletmelerden, mevcutta kayıtlı olan her türlü menkul ve / veya gayrimenkulün tespit edilmiş olması istenebilir. Öz varlık tespitine dair hususlar Türk Ticaret Kanunu ile Sermaye Piyasası Kanunu’nda açık bir şekilde beyan edilmiştir.

Öz Varlık Değer Tespiti Nedir?

Öz varlık tespiti, son derece geniş bir kapsamda değerlendirilebilir. Türkiye benzeri fiyatlar genel düzeyinde daima belli artışların söz konusu olduğu ekonomik modellerde, şirketin mal varlığındaki pasif değerlerin artması neticesinde oluşan sermaye kayıplarında, şirket alacaklılarına ait hakların korunması önem arz eder. Bu tehlikenin önüne geçmek için Türk Ticaret Kanunu yasal bir zorunluluk barındıran bir düzenlemeye gitmiştir. Türk parasının değerinde oluşan düşüş, öz varlık değerinin de aynı ivmeyle düşüşe geçmesine neden olur. Varlıkların satılmaları haline elde edilecek olan gelirden giderlerin çıkartılmasıyla oluşturulan net tutar, net aktif değeri ifade eder. Cari değere dönüştürülmüş olan işletmenin değerinden, borçların düşürülmesiyle elde edilen yeni değer öz varlık olarak adlandırılır. Öz varlık, öz kaynak olarak da tanımlanır. Bunu basit bir formül ile şu şekilde ifade edebiliriz:

Öz Varlık: Aktif Toplam – Şirket Borçları

Öz varlık değeri pasif tablosuna kaydedilir. Böylece aktif tablolar ve pasif tabloların denkleşmesi sağlanır. Bir başka ifadeyle, şirkete ait aktiflerin toplam değerinden borçların çıkarılması sonucu işletmelerin mevcut öz varlığı saptanır. Total aktif değer içinde kalan öz varlıksa “öz varlık oranı” şeklinde isimlendirilir.

Öz Varlık Değer Tespiti Neden Yapılır?

Öz varlık tespitine pek çok nedenden dolayı ihtiyaç duyulabilir. İşletmeler, varlıklarına ait borçları karşılayamayacak duruma geldiğinde, öz sermayenin korunduğunu kanıtlamak durumundadır. Şirket birleşmelerinde oluşan hukuki zorunluluklar, cari değerlerin tespiti ya da öz kaynak yapısını güçlendirme düşüncesi, öz varlık değer tespiti için gerekçe olabilir. şirket içi etkenlerin dışında sektörel sebeplerden, piyasa ve pazarlama nedenlerinden veya geleceğe dönük genel ekonomik nedenler şirket değer tespitine ilişkin hazırlanacak rapora olumlu olduğu kadar olumsuz da etki edebilir. şirket değeri, mali noktaları öne çıkaran kesin rakamları, şirket itibarı ise şirketin piyasadaki konumuna ilişkin yapılan sübjektif değerlendirmeleri içermektedir. Öz varlık değer tespiti; rayiç değerinin saptanması, şirketin genel marka değerinin belirlenmesi ya da borçların gerçekçiliğinin saptanmasına yönelik olarak yapılabilir. Öz varlık tespitine ilişkin davalarla ticaret mahkemeleri ilgilenir. Genel anlamda tespit konusu olacak sebepleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Şirket bünyesinde öz sermayenin muhafaza edildiğini ispatlama zorunluluğu
  • Şirketlerde ortaya çıka nevi değişiklikleri
  • Şirket birleşmelerinde uygulanması gereken yasal zorunluluklar
  • Cari değer tespiti
  • Öz kaynak yapısını daha da güçlendirme düşüncesi,
  • Mal varlığının rayiç bedelinin tespiti
  • Şirketin marka değeri
  • Borçların gerçekçiliğinin saptanması

Öz Varlık Değer Tespiti Nasıl Yapılır?

Muhasebede yer alan sermaye terimi, öz sermaye ile sıklıkla karıştırılır. Oysa sermaye, müteşebbis tarafından işletmeye dahil edilen iktisadi değerlerin toplamını ifade eder ve büyük ölçüde sabit bir karaktere sahiptir. Oysa öz sermaye düzeyi daima değişiklik gösterir. Bu anlamda dinamik bir kavramdır. Bir anlamda öz sermaye, sermayeden daha kapsamlıdır ve kendisini de içine dahil eder. Peki öz kaynak tespiti konusunda nasıl bir yol izleniyor? Öz kaynak tespitinde bilinen iki yöntem söz konusudur. Bunlar; analitik yöntem ve sentez yöntemi olrak ifade edilebilir.

Analitik Yöntem: Bu yöntem biçiminde, gerçek aktif toplamından borçlar ve öte yandan vergi kanunu esasınca ayrılmış olan karşılıklar düşülür ve öz kaynak tespiti yapılır.

Sentez Yöntemi: Sentez yönteminde ise müteşebbis tarafından işletmeye dahil edilen sermaye ile beraber işletmede oluşmuş olan varlıklar toplamı, bizi öz kaynak tespitine götürecektir. Şu şekilde formülleştirmek olasıdır:

  • İhtiyatlar + Vergisiz Fonlar + Cari Dönem Karı + Sahip ve Ortaklara Borç – Pasifi Düzenleyici Hesaplar: Öz Kaynak

Öz varlık değer tespitlerine ilişkin gerekli tanımlamalar; vergi kanunlarında, sermaye piyasası kanununda ve Türk Ticaret Kanunu’nda açık bir şekilde yer alır. Şirketin içinde bulunduğu cari konumu ile gelecekteki ekonomik koşullar da bu noktada baz alınır. Rapor, sorumluluklar ölçüsünde gerçeğe uygun bir biçimde detaylı olarak yazılmalıdır. Öte yandan sermayesinin en az üçte ikisini kaybetmiş durumda olan işletmelerde sermaye artırımına izin verilmemektedir. Şirket değer tespitini uzman kişilere bırakmak, şirketin kaderinde büyük bir önem arz etmektedir.

Öz Varlık Tespit Davaları

Öz varlık tespit davaları, yukarıda da vurguladığımız üzere ticaret mahkemelerinin sorumluluk alanındadır. Yukarıda yer alan gerekçelere dayalı olarak dava açılabilmektedir. Bu noktada davanın türüne ve içeriğine bağlı olarak belgeler ve prosedürler değişmektedir. Örneğin nevi değişikliklerinde bilindiği üzere anonim, komandit ya da ferdi işletmelerden limited şirket kurulabilmektedir. Bu süreçte öz varlık tespitinin yapılabilmesi adına ilgili mahkemeye başvurulmalıdır. Bu süreçte bir bilirkişi raporu talep edilir. Şirket birleşmelerinde ise; devralıcı birleşme ve yeni ortaklık kurulması yoluyla birleşme söz konusudur. Her iki birleşme tipinde de varlıkların tespitine yönelik olarak dava açılabilmektedir.